Endonezya’da Bir Kaos…

Tarihler 28 Ağustos’u gösteriyordu. Endonezya’nın dört bir yanından halk, sokaklara dökülecekti. Parlamento binası yakılacak, Temsilciler Meclisindekilerin (DPR) evleri,arabaları… Peki neden? Halk zevkine mi sokaklarda yanyana bağırarak yürüyordu?

Kaos’un ilk kıvılcımı: Vergilendirmeler

Ocak 2025’te Merkez Cava’nın Pati bölgesi valisi Sudewo, akılalmaz %250 oranındaki arazi ve bina vergisi artışına (PBB-P2) yerel meclise (DPRD Pati) sundu. Karar, yaz aylarında uygulamaya konulunca halkın tepkisi büyüdü ve 85.000–100.000 kişilik kitlesel protestolar patlak verdi. Polisin tazyikli su ve gazla müdahalesiyle ortaya çıkan şiddet olaylarında onlarca kişi yaralandı. 13 Ağustos günü protestolar sonucu vergi artışı geri çekildi ve vali hakkında soruşturma başlatıldı. Pati’de başlayan eylem daha sonrasında Bone ve diğer şehirlere yayılacaktı. Bu yerel hareket, ağustos ayı başlayacak olan canlılığın ilk işaretiydi.

Kaos’un yükselişi: Milletvekili maaşlarına yapılan zam

Daha geniş çapta ve uluslararası dikkat çeken protestolar, 25 Ağustos’ta başladı. Temel nedeni, Asgari ücretin 10 katı olan ve milletvekillerine sağlanan aylık ₭50 milyon (yaklaşık 3.000 USD) konut yardımıydı. Ağustos ayının başlarında onaylanan bu karar, kamuoyuna yansımasıyla birlikte 25 Ağustos 2025’te öğrencilerin ve işçilerin önderliğinde ilk protestolar başladı.

Kaos’un hakimiyeti: Katillik

28 Ağustosta protestolar arasında bulunan 21 yaşındaki bir kurye olan Affan Kurniawan’ın polis zırhlı aracı tarafından ezilerek öldürülmesi, eylemleri daha da şiddetlendirdi ve bu yazının yazıldığı günde  (ve büyük ihtimal okuduğunuz günde de) eylemler devam ediyor. 25 Ağustosta başlayan protestolardan 1 hafta sonra 31 Ağustos günü DPR; Konut yardımını kaldırmanın yanı sıra, DPR liderliği milletvekillerinin maaşlarını arttırmaya da karşı karar verdi ve zorunlu olmayan yurt dışı gezilerine yasak getirdi. Direnişin gücünden korkan hükümet, Tiktok ve Instagram canlı yayınlarını kapattı, Kamu CCTV’leri kapatıldı, Polislerin şiddet kullandığı gösterilen videolar siliniyor, sosyal medya da yapılan yazışmalar takip ediliyor ancak halkın öfkesi dinmiyor. Belki de hükümetin yapmaya çalıştığı en komik şey One Piece’den Hasır Şapka Tayfasının bayrağını banlamaya çalışması. Endonezya’da yaygın olan anime kültürü direnişlerde de yer buldu. Hasır Şapka Tayfasının bir korsan olması ve özgürlük arayışında bulunmasından olsa gerek, direnişçiler artık o bayraklarla da protestolara katılmaktalar.

Endonezyalı anarşistler bu eylemlerde desteklerini ellerinden geldiğince vermeye devam ediyorlar. Black bloc (kara blok) halinde katılmaya çalışıyor, Anarko-komunist bayraklarıyla kitlelerle birlikte sokaklarda mücadele veriyor ve gelecek için hazırlık yapıyorlar. Endonezyadaki anarşist bir yoldaşımız ile yaptığımız röportajımızda bizlere şunları demişti : ‘’Gelecek dengesiz görünüyor. Hükümet giderek daha otoriterleşiyor; canlı yayınları yasaklıyor, protestolar sırasında elektrikleri kesiyor, “anarşistleri” vurmakla tehdit ediyor. Aynı zamanda insanlar artık sessiz kalmıyor. Ekonomik, ekolojik ve politik krizler üst üste geliyor ve direniş giderek büyüyecek. Bunun gerçek bir kurtuluş sağlayıp sağlamayacağı, insanların reformların ötesine ne kadar geçmeye istekli olduklarına bağlı. Bizim için gelecek, uzun mücadelelere hazırlanmak, yeraltı ağları kurmak ve baskının yoğun olduğu bir toplumda direniş ateşini canlı tutmak anlamına geliyor.’’

Bugün bir halkın öfkesini duyuyor, Kümülatif bir sömürüye, zorbalığa karşı mücadelelerine tanık oluyoruz. Endonezya’da gerçekleşen bu sistematik zorbalığı kınıyor ve yoldaşlarımıza desteğimizi iletiyoruz. Özgürlüğümüz enternasyonalliğimizde yatmaktadır. Endonezya halkına sevgimizi ve desteklerimizi sunuyoruz…

“Kurtuluş Yok Tek Başına; Ya Hep Beraber Ya Da Hiçbirimiz.”